Hiperaktivite son zamanlarda son derecede moda olmuş bir kavramdır. Kelime
anlamı olarak "aşırı hareketlilik" anlamına gelirken, psikoloji ve tıp
bilimindeki anlamı ise farklı yükler içermektedir. "Bu çocuk hiperaktif"
gibi sözler duyulduğu zaman iki anlamdan birine atıfta bulunuluyor olabilir.
Bu sorun "Dikkat Eksikliği Sendromu" veya "Dikkat Eksikliği Hiperaktivite
Sendromu" olarak tanımlanmaktadır. Dikkat Eksikliği Sendromu'ndan söz
edildiği zaman temel davranış sorunu olarak:
Dikkat bozukluğu
Dürtüsel davranma
Aşırı hareketlilik
Olarak karşımıza çıkar. Bu çocuklarla ilgili olarak;
Ebeveynlerin söyledikleri:
Söylediğim bir kulağından giriyor,diğerinden çıkıyor.
Dikkatini verebiliyor, saatlerce bilgisayar oynuyor.
Bütün futbolcuların adını biliyor ama bir dakika önce kendisine söylediğimi
hatırlamıyor.
Öğretmenlerin söyledikleri:
Bazen uzayda gibi dolaşıyor.
Onu kaldırdığım zaman hiçbir zaman okunan parçanın neresinde olduğumuzu
bilmiyor.
Yönergeleri takip edemiyor
Ebeveynlerin söyledikleri:
10 yaşına geldi hala sözümü kesiyor.
O kadar çabuk patlıyor ki neye kızacağını bilemiyoruz.
Sokakta bisiklete binmesine izin veremiyorum, o kadar çok kazası oldu ki.
Öğretmenlerin söyledikleri:
Bu okul öncesi çocuktan gözünü ayırmak mümkün değil.
Diğer çocuklar onu nasıl çıldırtacaklarını biliyorlar ve sürekli
kızdırıyorlar.
Sırasını bekleyemiyor, cevabı bağırıveriyor.
Ebeveynlerin söyledikleri:
Doğmadan önce bile sürekli hareket halindeydi.
Bu ufaklık sürekli hareket halinde.
Misafirliğe gittiğimizde her şeye dokunmak zorunda.
Öğretmenlerin söyledikleri:
Uzun süre sırasında oturamıyor.
Sürekli yanındaki ile konuşuyor.
Sürekli kalemini bir yerlere vurup ses çıkarıyor.
Bunlara ek olarak beraber görülebilen başka davranış grupları:
organize olamama
yaşıtlar ve kardeşlerle ilişki sorunları
saldırgan davranışlar
düşük benlik algısı
heyecan arayan davranışlar
hayallere dalma
koordinasyon eksikliği
bellek sorunları
tekrarlayıcı düşüncelere takılmak
HİPERAKTİVİTENİN BİLDİĞİMİZ YARAMAZLIKTAN FARKI NE?
Halk arasında "yaramaz" diye tanımlanan bazı davranışlar gerçekten de Dikkat
eksikliği Sendromunun belirtileri olabilir. Ayrıca Öğrenme Temelli Davranış
Sorunu diye tanımlanan ve sosyal ortamlarda kazanılmış istenmedik
davranışların gösterilmesi olarak ortaya konan Davranış Bozukluğu da
gözlendiği pek çok durumda Dikkat Eksikliği sendromu ile karıştıtlmaktadır.
NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?
Ülkemizde bu konuda yapılmış sağlıklı bir çalışma olmasa da, dünyanın pek
çok kültüründe yapılan çalışmalar bu Sendromun okul çağında çocuk nüfusunun
%3- ila %5 inde gözlendiğini göstermektedir. Erkek çocuklarda kızlara oranla
5 kat fazla sıklıkta görülür. Son günlerde çok moda olduğundan "Hiperktivite"
tanısına pek sık rastlanmaktadır. Yukarıdaki oranları unutmazsanız,
çocuğunuzun %95 ihtimalle "yaramaz" ya da Davranış ya da Öğrenme sorunundan
dolayı "Hiperaktif" olarak tanımlanan davranışları yaptığını öncelikle
düşünürsünüz.
HİPERAKTİVİTE ZEKA BELİRTİSİ MİDİR?
Araştırmalar bu düşünceyi doğrulanmamaktadır. Aşırı hareket ve dikkat
eksikliği ve zeka arasında bir bağ gözlenmemektedir. Hatta Dikkat Yoğunluğu
zekanın önemli bir parçasıdır. Ancak, araştırıcılık ve merak yüksek zekanın
önemli göstergeleridir ve bunların yansıması, özellikle okul öncesi dönemde,
aşırı hareketlilik olarak da algılanabilir.
NEDENİ NEDİR?
Bu sendromun biyolojik bir temeli olduğu düşünülmektedir. Hem genetik hem de
nöropsikolojik çalışmalar bunu göstermektedir.
NASIL TANINIR?
Dikkat Eksikliği Sendromu tanısı mutlaka bir Davranış Bilimi uzmanı
tarafından
Öğretmen/Veli Gözlemlerin taranması
Psikolojik testler
Davranışsal Gözlemlere
dayanarak yapılmalıdır.
BÜYÜYÜNCE GEÇER Mİ?
Hayır, Çalışmalar yardım almayan Dikkat Eksikliği sendromlu çocukların,
yetişkinlikte de bu belirtileri gösterdiklerine işaret eder. Üstelik okul
deneyiminden de yararlanamayıp ikincil sorunlar da eklenmektedir.
NE YAPILABİLİR?
Önerilen yöntemler;
İlaç: Bir Çocuk psikiyatristinin gözetiminde ilaç kullanımının bu sendromun
temel özelliklerini kontrolde başarılı olduğu görülmektedir. Ancak, sadece
dikkati ve aşırı hareketliliği kontrol altına almak öğrenilmemiş olan
becerilerin kendiliğinden kazanılmazsına yeterli olmamaktadır. Onun için
ilacın yanı sıra,
Anne Baba Aileye yönelik davranışsal Yaklaşımlar
Çocuğa yönelik beceri geliştirme çalışmaları
Okula yönelik davranış kontrolü çalışmaları,
Varsa beraber giden diğer sorunlara (Davranış bozukluğu,kaygı,olumsuz
benlik, ÖÖG) yönelik yaklaşımlar ,
Çok gereklidir. Bu şekilde birkaç koldan yapılan yardım çalışmaları sonunda
Dikkat Eksikliği sendromu tanısı almış çocukların %80'inde başarıya
ulaşıldığını gösteren çalışmalar vardır.
EBEVEYNLER İÇİN ÖNEMLİ BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ
Çocuğu kabul edin
DEBH nörobiyolojik bir sorundur. Astım veya epilepsi gibi uygun ilaçlar ve
davranışsal uygulamalarla %80 oranında başa çıkılabilir hale gelir ama yok
olmaz. "Büyür geçer" veya "O hiperaktif onun için anlayış göstermeliyiz"
anlayışları yanlıştır çocuğa ve çevresine zarar verir.
DEBH ın ne olduğunu anlamak önemli bir ilk adımdır. Hangi davranışsal
tekniklerin, tutarlı bir biçimde kullanıldığında etkin olduğunu öğrenin.
İlaç tedavisi ilk başta ani ve önemli değişiklik yapar ancak bir süre sonra
sorun davranışlar tekrar kendini gösterir. "İlaç alıyor, tamam artık her
sorun çözülecek" diye beklemek büyük hayal kırıklığına neden olur.Çocuğa
"yeni bir davranış" repertuarı vermenin önemi unutulmamalıdır. Uzun vadeli
çalışmalar ilaçla beraber davranışsal tekniklerin uygulanmasının en etkin
olduğunu göstermiştir.
Kriz anlarında sakin kalmayı öğrenin. Ebeveynin de
gevşeme ve stresle başa çıkma yöntemleri öğrenmesi ve bunları uygulaması
gerekir. Sakin ve kontrollü olmak çocuğun ihtiyaç duyduğu ilişki ve ortamı
kurmaya yarar.
Bir düzeni sürdürün. Okulda ve evde belirgin bir düzenin olması çok
önemlidir. Ne zaman-neyin bekleneceğinin bilinmesi çok önemlidir.
Alışkanlıkların geliştirilmesi de aynı derecede önemlidir. Ancak düzen
aynılık demek olmamalıdır . Düzeninin içindeki ögelerde değişiklikler
yapılması ilgisini uyanık tutma açısından önemlidir. Geçişlerin zor olduğunu
bilip bunlar önceden planlanmalıdır.
İletişimlerde her zaman net ve açık olun. Bu basit gibi görünür ama
sıklıkla evde ve sınıftaki sorunların kaynağıdır. İletişim evde ve sınıftaki
düzenin temelidir. İletişim belirsiz olunca çocuğun kafası karışır. Yönerge
verirken açık ve net olun, adım adım ve kısa olmasına özen gösterin,
gerektiği zaman yazılı olarak beklentileri, istekleri vermekten kaçınmayın.
Kendi kendine söylenmek, dırdır etmek, tartışmak, bağırmak, gürültü
üzerinden konuşmak etkin olmayacaktır.
Krizleri başlatan olaylara dikkat edin. Öğretmenler olsun, ebeveynler
olsun davranış sorunlarını başlatan durumları genelde tahmin ederler. Bu tür
durumları önceden planlamak ve iletişim,beklenti,sonuca önem vermek sorunu
olmadan önler.
Olumlu Kalmaya dikkat edin. Bu öneri okul ve evde sükunetin devamı için en
önemlisi olabilir. Olumsuz ilgi verildiği zaman herkes gerginleşmektedir.
Davranış arttıkça, ilişkiler gerilmekte ve şiddete dönüşene kadar
artmaktadır.
Uygun davranış tekniklerini kullanın. Veliler ve ebeveynler bir takım
kanallar yolu ile davranışsal tekniklerle karşılaşmaktadırlar. Ancak bunlar
hakkında zaman zaman yanılgılı sonuçlara varılmaktadır. "Okulda ödül
denendi, buna işlemiyor" gibi sonuçlar yanılgılıdır. Davranış programı ya
yanlış planlanmış, çocuk için aslında etkin olmayan ödüller veya sonuçlar
seçilmiş ya da tutarsız ya da çok kısa uygulanmıştır. Ne yapılacağı, ne
zaman yapılacağını bilmek önemli olduğu gibi davranış değişikliğinin çok
yavaş olacağını da akılda tutmak gerekir.
Olanak varsa başka velilerle beraber bir gruba katılın. Başa çıkılan
sorunlarda yalnız olmadığınızı bilmek, yöntem öğrenmek ve nelerin
çalıştığını duymak her bakımdan yararlıdır.